İran’da neler oluyor? Rejim yıkılıyor mu?

fetih medya
Fetih Medya
Fetih Medya Haber Merkezi
⌚Haberin Tarihi: 5 Ocak 2018 | Cuma 15:32

İran’da geçtiğimiz hafta patlak veren rejim karşıtı gösteriler hakkında konuşulan iddiaların hakikatini Muhammed Berdibek anlattı.

 

İran’da neler oluyor? Dünyada herkes bu soruyu birbirine sorarken ortaya da birçok komplo teorisi serpiştiriliyor. Türkiye’de de yapılan analizler ve yorumlara bakıldığı zaman da aynı tür havada kalan söylemler göze çarpıyor.

Uzmanlık alanı İran olan Muhammed Berdibek’le İran meselesini enine boyuna konuştuk. Tamamen somut yorumlar ve değerlendirmeler dinledim. İran meselesine dair gerçeklerin ortaya konduğu bir röportaj oldu.

Fetih Medya

İşte İran’a dair gerçekler:

İran’da ‘Yeşil Hareketi” diye ortaya çıkan 2009’da orta ve üst sınıfın Cumhurbaşkanlığı seçiminde oyların çalınması iddiasıyla başlayıp orta ve üst sınıf sekülerlerin özgürlük isyanına dönüşen bir olay vardı. Bu sefer olay tamamen farklı. İsyan ilk çıktığında şöyle bir yorum yapmıştım: İran’da bir olay başlarsa orta ve üst sınıfın meselesi olarak kalır. Eğer taşraya sıçrarsa isyan o zaman isyandır. Taşrada şu anda bir hareketlilik var. İsyanın en yoğun olduğu yerler Fars etnik kökenin yoğun olduğu muhafazakar yerler. Dolayısıyla rejim bu olaylara kılıf uydurmakta zorlanır. Çünkü rejimin sahipleri, kendini Şii olarak tanımlayanlar da isyanın içinde. Rejime çok ciddi anlamda itirazı olmayan ancak 20 yıldır süren ambargonun kalkmasının sonuçlarını görmek isteyenler bunlar. Veya şöyle diyebiliriz, rejime itirazları olsa da temel beklentileri ekonomik koşulların iyileşmesi.

Türkiye’de şöyle bir görüş var: İran halkı hükümetin Suriye tavrından rahatsız. Bu doğru değil. Halkın ideolojik anlamda İran’ın Suriye yaklaşımına bir itirazı yok. Sadece İranlılar özetle “biz burada o kadar ekonomik sıkıntı çekiyoruz, siz neden o kadar harcama yapıyorsunuz Suriye meselesinde?” diye soruyor. Suriye’de petrol olsaydı, böyle bir itirazın olacağını zannetmiyorum mesela.

İran’dan olaylarla ilgili iki türlü açıklama geliyor. Velayeti Fakih Hamaney, “ Olaylar dış güçlerin işidir”. Ruhani ise “Bu demokratik bir taleptir” diyor. Ruhani, bu durumda, kendine alan açmak istiyor.

Peki hangisinin açıklaması dikkate değer?

Elbette Hamaney. Fakihe, yani Hamaney’e, isyanın dine/mezhebe isyan olarak görüldüğü bir ortamda, göstericilerin başarıya ulaşması çok kolay değil. Ayrıca yüzbinlerce gönüllü devrim muhafızının devlete istihbarat sağladığı bir yerde bu hiç kolay değil. Cumhurbaşkanlığı makamı pek çok noktada sembolik olabiliyor.

Hamaney’in çizdiği komplo ne kadar geçerli?

İran’daki her olayı dış güçler bağlantılı okumak yanıltır. Bu zaten rejimin sürekli kullandığı bir argüman. İranlıların en çok itiraz ettiği durum da bu. Dışarıyla bu kadar ilgilenilmesine karşılar bu yüzden. İran, devrimci söylem retoriği dışında ABD çıkarlarına hiçbir zaman zarar vermedi/vermeyecek de. Dolayısıyla ABD’nin İran’ı vurması gibi bir olay deli saçması…

Afganistan’dan bu yana Amerika bütün bölgeyi Şiileştirmek için İran’ın önünü açtı mı?

Bilerek veya bilmeyerek bölgede İran’a bir alan açıldı. Afganistan’da ABD ile işbirliğine gittiğine dair eski kayıtlar da çıktı. ABD’nin Irak’ı işgalinden de rahatsız olmadılar; hatta pek çok noktada örtülü işbirliğine gittiler.

İran’da sahada kimler var?

İran’da Farslar İsyan ederse hükümet onları tolere eder, diğer etnik gruplar isyan ederse iş etnik çatışmaya döner. Örneğin Arap nüfusun yoğun olduğu Ahvaz şehrinde geçmişte çıkan küçük bir sorun hemen silahlı çatışmaya dönüşmüştü. Bu yüzden Kürt, Azeri, Beluçlar bu noktada topları kendine çevirmemek için kolay kolay olaylara karışmaz.

Yani devlet Farisilerin protestosuna müsamaha gösteriyor.

Çünkü her on yılda bir olan olaylar bunlar. Devlet halkın gazını alıyor. Türkmenler bu işe giremez çünkü Sünnileri ezerler. Belüçler giremez, katliam büyük olur.

Yani İran protestoları kendi inisiyatifinde mi yönlendiriyor?

Bir de şöyle bir gerçek var; İran idealist bir devlet değil, modern pragmatik bir devlettir. Irak’la savaş yaptığı zaman İsrail aracılığıyla ABD’den silah aldı. Uluslararası konjonktür uygun olunca İran’la o ilişkiyi kurabiliyoruz. İran’ın iç politikasını belirleyen en önemli şey de dış politikasıdır. Mesela başta Clinton varsa Hatemi bunu dengeleyebiliyor. Bush varsa karşısına Ahmedinejad çıkabiliyor.

Bunu ortaya çıkartan devletin iç refleksi mi?

Genelde uluslararası ilişkilerde yansıması hep böyle olur.

Bu geçişte Zarif gibi bir adamı ortaya çıkartırlar.

İran’daki protestolarda en temel sorun lider sıkıntısı. Devrimin kendi dinamiğini çıkarması lazım. Şu anda çıkan bir isim yok. Yani bu yönüyle İran Devrimi’nin konjonktürü ve koşullarının ortaya çıkardığı dinamiklerin yanından geçemez.

Başörtü çıkarmak gibi simgesel şeylerin orada karşılığı var mı?

Ekonomik bir isyan çıktı, orta sınıf seküler, devrim karşıtı olanlar da meseleye dâhil olmak isteyecek. Ayıca devrim bütün insanları dönüştürmedi, önemli oranda seküler, agnostik ve ateist varlığını koruyor.

Fetih Medya

İran sürekli Suriye’de ve Yemen’de kendini hakim kılmaya çalışırken ekonomik olarak içeriyi ihmal ettiği için mi isyan başladı?

İhmal etmiyor. İran’ın politikası içerideki konsolidasyonu sağlar.

İran’da insanların büyük bir kısmı rejime karşı olsa bile dış politikayı destekliyor. İran’ın dış politikasına dair çıkarımlarda ABD’yi merkeze koyuyorlar. Bunda ABD’nin şeytanlaştırılmasının özel bir önemi var. Bu bir şekilde eski İran dini Zerdüşt inancındaki iyi ve kötünün çatışması, bu İslam’ın kabullenilmesinden sonra Hüseyin-Yezid metaforuna dönüştürüldü. Bu durumda Hüseyin İran, Yezid ise ABD.

Amerika’ya dair slogan 30-40 yıldır hala geçerliliğini devam ettiriyor öyleyse

1979 devriminde 50’ye yakın örgütten bahsediliyor. Sosyalist, marksist, liberal, milliyetçi… Fakat Humeyni karizmatik şekilde devrime öncülük etti ve çok değil iki yıl içinde de hepsini bastırdı.

Peki bu gösteriler patlar mı?

Bunu öngörmek çok zor. Taşraya yayılmasının çok büyük olay olduğunu düşünüyorum. Ama devasa gösteriler yok ve zaman içinde dönüşümünü hep birlikte göreceğiz.

Bu gösteriler İran’ın kendini dışarıya karşı savunma mekanizmasına dönüştü.

İran tabii ki kendini kurtarmak için her şeyi dış müdahaleyle yorumlayacak. Rejimi dönüştürmek imkansız. Ya devam eder ya yıkılır.

Ilımlaşma hikayesi yok yani? Ya hep ya hiç…

En fazla Hatemi geldi onun da burnundan getirdiler. Hatemi’nin döneminde Samuel Huntington Medeniyetler Çatışması’nı yazmıştı. Hatemi’nin o dönemde kullandığı kavramlar medeniyet, hoşgörü, iç barış, demokratik İslam cumhuriyeti kavramları üzerineydi. Ama bunu yapamadı çünkü rejimin sağladığı sınırlı bir alan var ve bu alanlarda Cumhurbaşkanlığı tamamen sembolik.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin geçerliliği var mı? Seçim formalite icabı mı?

Bir gaz alma süreci olarak seçimleri yapmak zorundalar. Ben seçimlerde hile yapıldığını düşünmüyorum. Çünkü Velayeti Fakih’in bütün Cumhurbaşkanlığı adaylarını veto etme yetkisine sahip. Uygun görmediği adayları seçime sokmaz. Bir de küresel anlamda seçime girmek istiyorlar. Olası bir ekonomik sıkıntı bunları etkiliyor. Bir de şu var; Mollaları yek vücut olarak görmemek lazım, içlerinde de çatışmalar var. İçlerinde Devrim Muhafızları konseptini devam ettirenler de var, pragmatist muhafazakarları da var. Küresel sistemde daha fazla rant elde etmek, İran ekonomisinin stabil ve küresel sisteme entregre bir şekilde olma arzusunu da bu yüzden taşıyorlar.

Örneğin rejim, İnternet gibi her türlü manipülasyona açık bir mekanizmanın, rejimin bekasına zarar verebileceğini düşünüyor. Dolayısıyla oradaki herhangi bir şeyi kontrollü dönüştürme sürecine girerler. Buna siyasi, ekonomik olaylar da dahil.

Ayşe Elif Erdiş – Haber7.com

Gizlenecek yazı,link veya diğer şeyleri buraya yazın.

Yorum Yazın

UYARI: Hakaret içeren ve imla kurallarına dikkat edilmeden yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.